Diyabetin Tanımı
Diyabet
Diyabet, pankreas adlı organın yeterince ya da hiç insülin yapamaması nedeniyle ortaya çıkan bir durumdur.
İnsülin olmadan vücudunuz dışarıdan aldığınız besinleri gerekli biçimde kullanıp enerjiye çeviremez.
Beslenirken aldığınız değişik gıdalar üç temel tipte besin öğesi içerir.
(makarna, ekmek, şeker)
(tereyağı, margarin, ayçiçek yağı vb.)
(kırmızı et, tavuk, kurubaklagiller
Yediğiniz besinler çoğu zaman aldığınız gıdaların bileşiminden oluşur.
Kıyma soslu bir makarna ve yanında bir kase yoğurt yediğinizi varsayalım; makarna ile karbonhidrat, sos ve yoğurt ile de yağ ve protein almış olacaksınız.
Vücudunuzda gerçekleşen olaylar sonucunda, aldığınız gıdaların tümü daha küçük parçalara ayrılır ve enerji olarak kullanılmak üzere hücrelere taşınır.
Yediğiniz karbonhidratların diğerlerine göre biraz daha farklı bir yanı vardır. Karbonhidratlar, insülin salgısını en çok artıran yiyecek grubudur.
Yenilen karbonhidratlı besinler sindirim sisteminde şekere (glukoz) dönüşür ve emilerek kana geçer. İnsülin olmazsa emilen şeker hücre içine alınıp kullanılamaz ve kan şekeri yükselir.
İnsülin salgısı hiç yoksa ya da yok denecek kadar az ise Tip 1 diyabetten söz edilir. İnsülin miktarı veya etkisi yetersiz ise Tip 2 diyabet ortaya çıkar.Bunların yanısıra gebelikte ortaya çıkan gestasyonel diyabet ve diğer özel diyabet tipleri de vardır.
Tip 1 Diyabet
Eğer pankreas hiç insülin yapamıyorsa Tip 1 diyabet ortaya çıkar. Yaklaşık olarak her 10 diyabet hastasından 1'inde Tip 1 diyabet vardır. Genellikle genç yaşta ortaya çıkar ama bu bir kural değildir.
Tip 1 diyabet gelişimi açısından kimler daha yüksek risk taşırlar?
Yakın akrabalarında (anne, baba, kardeş, çocuk), Tip 1 diyabet olan kişilerde, ailesinde Tip 2 diyabetli olanlarda, gebelik sırasında diyabet ortaya çıkan kişilerde Tip 1 diyabet gelişme riski daha fazladır.
Tip 1 diyabetin nedenleri:
Tam olarak bilinmese de bu konuda birkaç neden olabileceği düşünülmektedir.
Tip 1 diyabet vücudu virüslere ve bakterilere karşı koruyan doğal savunma sisteminin, pankreasta insülin yapan hücreleri yabancı hücreler gibi algılamasına ve tahrip etmesine bağlıdır.
İnsülin üreten hücrelerin %80'i ortadan kalktığında hastalığa ait belirtiler de ortaya çıkar.
Bunun dışında bazı ailelerde diyabete yatkınlık vardır. İnsülin olmadığı için kan şekeri yüksek kalır. Ağızdan alınan ve insülin salgısını uyaran ilaçlar bu durumda işe yaramaz, çünkü insülin üretecek hücre yoktur. İnsülini dışardan vermek gerektiğinden bu hastalar insülin kullanmak zorundadırlar.
Tip 1 diyabetin belirtileri nelerdir?
İnsülin olmadığında besinler enerjiye dönüşemediğinden vücut depoladığı yağ ve kas dokusundan şeker yapmaya çalışır. Bu işlem sırasında keton cisimcikleri denen atık maddeler ortaya çıkar ve kanda birikerek ketoasidoz denilen tehlikeli duruma neden olurlar. Keton cisimcikleri kanda belirli miktarın üstüne çıktığında değişik belirtiler ortaya çıkar. Bunlar:
- Bulantı
- Kusma
- Karın ağrısı
- Derin soluk alma
- Ağızda aseton kokusu
- Baygınlık hissi, dalgınlık
- Kilo kaybıdır.
Kan şekerinin yükselmesine bağlı olarak da
aşağıdaki belirtiler görülebilir:
- Sık ve bol idrara çıkma
- Sıvı kaybı
- Susama, ağız kuruması
- Ciltte kuruluk
Tip 2 Diyabet
En sık görülen diyabet tipidir. Gençlerde de görülmesine rağmen sıklıkla 40 yaş üstü insanlarda ortaya çıkar ve hastaların önemli bir kısmı şişmandır.
Çoğu zaman çok geç fark edilir, çünkü belirtiler pankreastaki hücrelerin en az yarısı işe yaramaz hale gelinceye kadar kendisini göstermez. Ya da ilerleyen yaşla birlikte araya giren ateşli bir hastalık, ani ve hızlı kilo alınması, gebelik ve ameliyat gibi nedenlerle belirtiler ortaya çıkabilir.
Tip 2 diyabetliler, tıbbi beslenme tedavisi ve egzersizin yetersiz kaldığı durumlarda hem ağızdan alınan ilaçlarla hem de insülin ile tedavi edilebilirler.
Kan şekeri nasıl yükselir?
Şeker insülin sayesinde hücrelere girebilir. Tip 2 diyabetli hastalarda kan şekeri yüksekliğinin iki nedeni vardır.
1)İnsülin salgısı yetersizliği
2)İnsülin direnci
İnsülin direnci, kanda yeterince insülin olduğu halde etkisini gösterememesidir. Hücrelere taşınamayan şeker kanda birikir. Kan şekeri böylece yükselmiş olur.
Tip 2 diyabet riski kimlerde daha fazladır?
Ailesinde diyabet olanlar, şişman kişiler, 4 kg'dan ağır bebek doğuran kadınlar ve stresli işlerde çalışanlarda risk daha yüksektir. Ayrıca kronik pankreas iltihabı, pankreas tümörleri ve ameliyatları ve bazı hormon hastalıkları da diyabete neden olabilir.
Tip 2 diyabetin belirtileri
Hücreler gerekli enerji olmayınca işlerini daha yavaş yapabilirler ve vücutta güç kaybı olur.
- Çok yemek yemek ve açlık hissetmek
Hücreler gerekli enerjiyi alamadıklarından beyine sürekli besin alması için uyarı gönderirler. Ancak çok yemek yenmesine rağmen kilo kaybı olur. Çünkü vücut aldığı besini insülin olmadığından kullanamaz, vücuttaki yağ ve protein depolarını kullanmaya başlar.
- Sık ve bol miktarda idrar yapmak
Kanda biriken şeker belirli seviyenin üstüne çıktığında idrarla birlikte şeker de atılmaya başlar. Böbrekler şekeri atmaya çalışırken beraberinde fazlasıyla sıvı da kaybeder.
- Ağız kuruluğu ve çok su içmek
Kaybedilen su nedeniyle susama merkezi uyarılır ve hasta su içme ihtiyacı hisseder.
- Sık sık ateşli hastalıklar geçirmek
Bağışıklık sistemi iyi çalışmadığı için sık enfeksiyon gelişir. İyileşmeyen ve tekrarlayan mantar enfeksiyonları Tip 2 diyabetin bir belirtisi olabilir.
- Ellerde ve ayaklarda karıncalanma ve uyuşma
Kan şekerinin sürekli yüksek kalması sinirlerde harabiyete neden olur.
Kan şekerindeki değişiklikler göz içi sıvısının da yoğunluğunu değiştireceğinden görmede bulanıklık olabilir.
Kan şekerinin sürekli yüksek kalması cinsel organlara ait damar ve sinirlerde de hasara neden olur.
Yaraların tamiri için doku ve savunma sistemindeki hücrelerin düzgün çalışması gerekir. Ancak Tip 2 diyabette bu süreç yavaşlamıştır.
Diyabet hastalığına nasıl tanı konur?
Diyabet hastalığının tanısı, hastalığın belirtileri ve kan şekeri ölçümleri birlikte değerlendirilerek konur.
Normal açlık kan şekerinin 100 mg/dl’nin altında olması gerekmektedir. Açlık kan şekeri, en az 8 saat açlık sonrası ölçülür.
Aşağıdaki durumlardan herhangi biri varsa diyabet tanısı konur:
- Günün herhangi bir vaktinde ölçülen kan şekerinin 200 mg/dl’nin üstünde olması ve diyabete ait belirtilerin olması
- Açlık kan şekerinin 126 mg/dl veya üstünde olması
- 75 gr glukoz çözeltisi kullanılarak, Dünya Sağlık Örgütü kuralları ile yapılan şeker yükleme testinin (OGTT: Oral glukoz tolerans testi) sonraki 2. saatinde kan şekeri düzeyinin 200 mg/dl veya üstünde olması
Gizli şeker nedir ?
Bir kişinin kan şekeri düzeyi normalden yüksek olmasına karşın, diyabet tanısı koymaya yeterli yükseklikte değilse bu durumda kişi gizli şeker hastası olarak tanımlanır. Bu durumdaki kişilerin gün boyu kan şekerleri normaldir ve diyabetin klasik bulguları görülmez.
Gizli şeker, kişinin tip 2 diyabete yakalanma riskinin arttığını gösterir. Bu kişilerde kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riski 1,5 kat daha yüksektir. Bir uyarı olarak gizli şeker ciddiye alınır ve kişiler yaşam tarzı değişikliklerini gerçekleştirebilirlerse diyabetin ortaya çıkışını geciktirebilir veya önleyebilirler.
Gizli şeker tanısı nasıl konur?
Normalde açlık kan şekeri 100 mg/dl'nin altındadır. Açlık kan şekeri 100-125 mg/dl arasında ise şeker yükleme testi (OGTT: Oral glukoz tolerans testi) yapılarak gizli şeker araştırılmalıdır.
OGTT nasıl yapılır?
1) Kişinin 10-12 saat açlıktan sonra kan şekeri ölçülür.
2) Özel hazırlanmış 75 gr. şeker içeren sıvı içildikten 2 saat sonra tekrar kan şekeri ölçülür. Şeker yükleme testi yapılan kişilerde, ikinci saatteki plazma glukoz düzeyinin 140 mg/dl’nin üzerinde, fakat 200 mg/dl’nin altında olması da bozuk glukoz toleransı olarak isimlendirilmektedir. Bu da diyabet riskinin arttığını gösterir.
Gizli şekeriniz varsa bunu mutlaka bilmeniz gerekir mi?
Eğer gizli şekeriniz olduğunu bilirseniz tip 2 diyabetli olmanızı önleyecek önlemleri zamanında alma şansınız olur.
Diyabetin İzlenmesi
Diyabet tedavisinde amaç, tıbbi beslenme tedavisi, egzersiz, oral antidiyabetik ve/veya insülinle kan şekerini normal düzeylerde tutmaya çalışmaktır.
Kan şekerinin nasıl gittiğini anlamak ancak ölçümle mümkün olacağından tüm diyabetliler kan şekerlerini ölçerek ve kaydederek kendi tedavilerinin ve hayat kalitelerinin takipçisi olmalıdır.
Doktorunuz, tedavinizi düzenledikten sonra yaşam koşullarınızın tedaviyi nasıl etkilediğini, size uygun tedaviyi verip vermediğini belirlemek için sizin yapacağınız ölçümlere de ihtiyaç duyar. Düzenli ölçümle kan şekeri kontrolü kolaylaşır ve diyabete bağlı sorun oluşma riski de azalır.
Oral antidiyabetik veya insülin kullanan hastalar hipoglisemi (düşük kan şekeri) ve hiperglisemi (yüksek kan şekeri) riski altındadır. Kan şekerinizi kendiniz ölçerek gerekli önlemleri almanız ve bu sorunları kolayca çözümlemeniz mümkün olabilir. Ölçümlerle tedavinizin iyi gittiğini görmek sizi de motive edecektir.
Sık kan şekeri ölçümünün önemi
Kan şekerinizi, nasıl gittiğini ne kadar iyi bilirseniz tedavinizi o kadar iyi takip edebilirsiniz.
Tip 2 diyabetlilerde kan şekeri ölçümleri
Vücudumuz sadece açlıkta değil tokluk sırasında da kan şekerini kontrol eder ve kan şekerinin belirli bir düzeyin üstüne çıkmaması için yeterli insülini salgılar. Normal insanlarda 2 tip insülin salgısı olur.
Biri, yemekle birlikte başlayan ve hızlı olan insülin salgılanması, diğeri ise daha geç başlayan ve uzun süren insülin salgılanmasıdır. Diyabetlilerde ise insülin salgısı yetersiz veya yok olduğundan sadece açlık değil tokluk kan şekeri düzeyleri de kontrol edilemez.
Açlık kan şekeri
Gece 8-12 saatlik açlıktan sonra yapılan kan şekeri ölçümüdür.
Bu yüzden sadece açlık durumundaki kan şekeri düzeylerini değil, yemek yedikten sonra da kan şekerinin yüksek kalıp kalmadığını belirlemek önemlidir.
Bu ölçümlerin yanı sıra, yemekte ilk lokmayı aldıktan tam 2 saat sonra yapılan tokluk kan şekeri ölçümü de tedavinin ve kan şekerinin nasıl gittiğine dair fikir vermektedir.
Tokluk kan şekerinin önemi
Tokluk kan şekerinin sürekli yüksek seviyelerde olması damar duvarında hasar yaratır ve damar sertliği oluşumuna zemin hazırlayabilir. Bu da kalbi, beyni ya da bacakları besleyen damarları etkileyebilir.
|
Diyabetli Yetişkinler İçin Tedavi Hedefleri
|
|
HbA1c < %6,5
|
|
Açlık kan şekeri < 70-120 mg/dl
|
|
Tokluk kan şekeri < 140 mg/dl
|
|
Kan basıncı < 130/80 mmHg
|
|
Kan Yağları:
|
|
LDL < 100 mg/dl
|
|
Trigliseridler < 150 mg/dl
|
|
HDL > 40 mg/dl(Erkeklerde) > 50 mg/dl(Kadınlarda)
|
Bu değerler, 2009’da Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği tarafından önerilen hedef değerlerdir. Hedefler hastaya göre ayarlanmalıdır.
Bilimsel çalışmaların sonuçlarına göre, tokluk kan şekeri yüksekliği, kalp hastalıkları gelişmesine neden olan önemli bir risk faktörüdür.
Kan şekerinizi ne zaman ölçmelisiniz?
Kan şekerinin kaç kez ölçüleceği gibi ne zaman ölçüleceği de kişisel olarak değişiklik gösteren bir durumdur. Ne zaman ölçülürse ölçülsün kan şekerini bilmek yarar sağlar, ancak yine de belirli standart ölçüm zamanları vardır. Bunlar:
1- Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği öncesi veya yenilecek ara öğün öncesinde
2- Yatma saatinde
3- Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeğindeki ilk lokmadan iki saat sonra (tokluk kan şekeri)
4- Gece 02.00 - 03.00 sıralarında
Bunun dışında, olağandışı ölçümler veya daha sıkı takip şu zamanlarda yapılabilir:
1- Hastalandığınızda
2- Kan şekerinizin düşük olduğundan şüphelendiğinizde
3- Uzun yolda otomobil kullanmadan önce ve yolculuk sırasında
4- Fiziksel aktivitenizin fazla olduğu zamanlarda
5- Kan şekerinizde oynamalar olduğunda
6- İlaç, diyet ve egzersiz planlarınızı değiştirdiğinizde
7- Hızlı ve fazla miktarda kilo alıp verme durumlarında
8- Gebelikte veya gebelik planlanıyorsa
9- Düşük kan şekeri belirtilerini algılamada problem yaşandığında
10- İklim değişikliklerinde
Kan şekeri hedefleri
Diyabetli bir hastanın kan şekerinin yemeklerden önce 70-120 mg/dl, tokluk kan şekerinin de 140 mg/dl’nin altında olması hedeflenir. Kan şekerini normal bir kişinin düzeylerine olabildiğince yakın tutmak hedeflenir, ama bu hedef herkes için gerçekçi olmayabilir. Sizin tedavi hedeflerinizi kişisel olarak doktorunuz belirleyecektir.
Örneğin, evde yalnız başına yaşayan yaşlı bir diyabetlinin kan şekerini normalin altına düşürmemek, kan şekerinin yükselmesini önlemekten daha önceliklidir.
Gerçekçi olmayan hedeflere ulaşılmaya çalışılması moral bozukluğuna ve motivasyon kaybına yol açabilir. Kendi koşullarınızı ve hastalığınızın gidişiyle ilgili ayrıntıları doktorunuzla konuşarak uygulanabilir bir tedavi ve takip düzeni oluşturabilirsiniz.
Kan şekerini ölçtükten sonra
Kan şekerlerinizi düzenli olarak tarih, saat, açlık ve tokluk durumunu belirterek kaydediniz. Bazı şeker ölçüm cihazları belirli süre içindeki ölçümleri hafızasında saklayabilmektedir.
Ancak tedavinizin takibini kolaylaştıracak diyabet günlüklerinden de faydalanabilirsiniz.
Bazen hiç beklemediğiniz kadar yüksek kan şekeri sonucuyla karşılaşabilirsiniz. Bunun nedenini belirlemek çok önemlidir. Örneğin, son öğünde yediğiniz fazladan bir yiyecek ya da yediğiniz yiyeceğin düşündüğünüzden fazla şeker içermesi bu sonuca neden olabilir.
“Ölçümlerden sonra ne yaparsam yapayım kan şekerim düzene girmiyor” düşüncesine kapılmayın, kötü sonuç çıkacak endişesiyle ölçümden kaçınmayın. Sonucu bilmemek gerçekleri değiştirmez ve işinizi zorlaştırır.
Hastalığınıza ve durumunuza dair ne kadar çok şey bilirseniz o kadar iyi tedbirler alabilirsiniz ve doktorunuz size daha uygun tedaviler verebilir. Unutmayın! Diyabet tedavisi bir takım çalışmasıdır ve siz de o takımın en önemli elemanısınız. Sonuçlar nasıl olursa olsun kan şekerlerinizi ölçüp kaydetmekten vazgeçmeyin.
Kan şekerinizi nasıl ölçeceksiniz?
Kan şekeri ölçümü için ihtiyacınız olan tek şey parmak ucunuzdan alacağınız bir damla kandır.
Ölçümler ile ilgili olarak kullanabileceğiniz pek çok çeşitte cihaz vardır ve ilgili eğitimi doktorunuz, hemşireniz veya bu konu ile ilgili sağlık görevlisi çok kısa zamanda verebilir.
Kan alacağınız bölgenin temiz olmasına dikkat ediniz. Temizlik için kolonya gibi alkol içeren maddeleri kullanmayınız. Ölçüm sonuçlarını etkileyebilir.
İdrar şekerinin kontrolü
İdrar şekerine bakılması, kan şekeri ölçümüne göre kan şekeri hakkında daha kaba bir fikir verir. Kan şekeri 180 mg/dl üstüne çıkmadıkça böbreklerden şeker idrara geçemez. Kan şekeri bu değerin üstüne çıkmadıkça idrar şekeri normal bulunur. Kan şekerini ölçmeniz mümkün değilse en azından idrar şekerini ölçerek kan şekerinizin düzeyi hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. İdrarda ölçtüğünüz şeker o anki kan şekerini göstermez, çünkü kanda yükselen şekerin böbreklerden süzülmesi ve idrara geçmesi zaman alır. Kan şekeri yüksek olduğu halde böbrekleri iyi süzmeyen bir hastanın idrar şekeri düşük çıkabilir. Sizin de tahmin edebileceğiniz gibi idrar şekeri, kan şekeri gibi güvenilir bir ölçüm değildir ve bu yüzden takipte öncelikle tercih edilmez.
HbA1c (Glikozillenmiş hemoglobin testi) nedir?
Hemoglobin A1C testi,
Kandan bakılan ve genellikle 3 ayda bir yapılan bir testtir.
Bu testle ortaya çıkan değer, 3-4 aylık kan şeker ortalamalarına göre kan şekerinizin nasıl gittiğine dair fikir verir.
|
%HbA1C Ortalama kan şekeri (mg/dl)
|
|
6 135
|
|
7 170
|
|
8 205
|
|
9 240
|
|
10 275
|
|
11 310
|
|
12 345
|
|
|